• BIST 106.116
  • Altın 146,769
  • Dolar 3,5271
  • Euro 4,1394
  • İstanbul 27 °C
  • İzmir 30 °C
  • Ankara 24 °C
  • Muğla 26 °C

Yıldızlar Sadece Gökyüzünde Artık

Didem Yeniay

 

Hepimiz en azından bir kere bile olsa büyüklerimizin gençlik hikayelerini dinlemişizdir. Söze "Nerede efendim o eski günler?" diye başlarlar ve ağızlarından bal damlar gibi anlatırlar gençlik hikayelerini. Sadece bir bakışla süren aşklarını, çoğu zaman yüzünü hiç görmeden sevdikleri ve sadece taş plaklardan dinleyebildikleri ses sanatçılarını, uzak şehirlere taşınan arkadaşlarıyla mektuplaşmalarını, "bana kalbin kadar güzel bu sayfayı ayırdığın için teşekkkür ederim"le başlayan hatıra defterlerini ve Yeşilçam filmlerini izlemek için gittikleri açık hava sinemalarını... Şimdi bütün bunlar bize ne kadar uzak ve inanılması güç geliyor değil mi?

Annem, "Türkan Şoray'ın filmleri başka olurdu, başka türlü bir kadındı" der ve "Nerede şimdi onun gibiler?" diye de ekler. Sık sık anlatmasını isterim bunu, yüzündeki o içten özlemi görmek ve onu daha iyi anlamak için... Doğrusunu söylemek gerekirse henüz anlayamadım ve sanırım sonsuza kadar da anlayamacağım annemi. Çünkü Sultan diye tanıdığımız, filmleriyle büyüdüğümüz Türkan Şoray, caddeden bir geçmeye görsün, trafik durur, herkes onun için saygı duruşuna geçermiş. Kimse yerinden kıpırdamazmış... Keza Kemal Sunal, Hülya Koçyiğit, Kadir İnanır, Zeki Müren ve daha nice nice isimler için böyleymiş bu durum. Bu büyük yıldızları dünya gözüyle görebilmek ya da onların yanlarından geçmek çoğu zaman bir hayalmiş büyüklerimiz için. Şimdi öyle mi ya? İnternetin hayatımızdaki yerini genişletmesi her şeyi öyle basite indirgedi ki, bir "tık"la en sevdiğimiz sanatçının an itibariyle ne düşünür, ne yer, ne giyer olduğunu öğrenir olduk. Rüyalarımıza girmesini istediğimiz seksi güzelin veya yakışıklı prensin dev posterlerini odamızın en baş köşesine asmaktan vazgeçip, canımız sıkıldığında veya onu görek istediğimizde yine bir tıkla internetteki binlerce fotoğrafına erişir olduk.

Tüm bunların olması beni çok kızdırıyor aslına bakarsanız. Bizden hem hayallerimizi aldıkları, hem de bütün gizemlerini yok edip bizden biri olduklarını gözümüzün içine soktukları için kızıyorum günümüz yıldızlarına... Oysa ben bilmek istemiyorum kiminle dargın, kırgın olduklarını, an itibariyle neler düşündüklerini ya da sabah kalktıkları anki ilk hallerini. Biz geçmiş yıllarda, "Acaba şu yıldız kuru fasulye yiyor mudur, bizim gibi terliyor mudur?" sorularını ciddi ciddi düşünen bir milletik ve aklımızdaki sorularla çok mutluyduk, tıpkı bir zamanlar büyüklerimizin olduğu gibi... Aslına bakarsanız belli bir süre öncesine kadar -90'lar sonuna- biz de onlardan farksız değildik, durum böyle devam etseydi biz de çocuklarımıza "Nerede bizim dönemimizdeki o eski yıldızlar?" sorusunu sorabilirdik. Keşke her şey 90'lara kadar olan saflığında kalsaydı. Sokaktan geçen bir yıldız için "Aaa gördün mü?" diye haykırabilseydik yanımızdaki arkadaşımıza yerimizden milim kıpırdamadan... O yanımızdan geçerken heyecanın bini bin para olsaydı hala keşke.

Şimdi izlediğimiz dizinin oyuncusu veya mp3 çalarımızda dinlediğimiz parçaların şarkıcıları yanımızdan geçse kafamızı çeviriyor, onu fark ettiğimizi bilmesini istemiyor ve hatta "Dün şu mekana gittiğini twitter'da yazmış, hıh orayı da hiç sevmem" diyip kafamızı çeviriyoruz. Onlarla ilgili o kadar çok şey biliyoruz ki gözlerinin içine bakıp keşfedilmesi gereken şeyler aramıyor, heyecan bile duymuyoruz. Tabii bu genellemeyi küçük kaçamaklarla da bozmuyor değiliz. Elbette hala onlarla fotoğraf çekilmek, aynı karede olmak istiyoruz, ama bu fotoğrafları evimizde çerçeveletip yıllarca saklamak ve çocuklarımıza anlatmak için değil, Facebook'ta profil fotoğrafı olarak yayınlamak için istiyoruz. O fotoğrafı çekilirken çoğu kişi, "yıllardır hayallerini süsleyen, her albümünü ezbere bildiği, idolü olarak kabul ettiği, gizemini hiç kaybetmemiş" yıldızla yan yana olmanın verdiği heyecanı değil, Facebook'ta arkadaşlarından alacağı beğeni ve "oo kimlerle takılıyorsun" yorumlarının heyecanını taşıyor. Yani bunda bile kendimizi tatmin ediyor, aslında içimizde taşımamız gereken saygıyı beslemiyoruz. Keşke diyorum, keşke zaman değişimi de beraberinde getirmese bazı şeyler için... Çünkü ilerleyen zamanlarda işlerin daha da kötüye gideceğini düşünüyorum. Sözün kısası geldiğimiz noktada artık sadece gökyüzündeki yıldızlar ulaşılmaz, ama keşke sanatçılar da hep ulaşılmaz olsarak kalsaydı, hep merak edilen... Ve her şey eskiden olduğu gibi devam etseydi eminim ki hem bizim hem de onlar için her şey daha güzel, daha farklı olurdu.

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Geliyor | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 352 1370 | Faks : +90532 7937373 | Haber Yazılımı: CM Bilişim