• BIST 108.594
  • Altın 144,278
  • Dolar 3,4942
  • Euro 4,1102
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Ankara 22 °C
  • Muğla 25 °C

Türkiye’yi Yobazlıktan Koruyan Sistem: Laiklik

Ceylan Özbudak

 

Son dönemde gerek siyasi gücü ve etkisi gerekse ekonomisiyle Türkiye’nin Doğu’nun olduğu kadar Batı’nın da parlayan bir ülkesi olduğu itiraz edilemeyecek bir gerçek. Ancak Türkiye’nin bu hızlı yükselişi bir İslam ülkesi olması nedeniyle bazı çevrelerde bilgi eksikliği ve yanlış yönlendirmeler sonucu panikle karşılanabilmektedir. Oysa Türkiye konusunda gözardı edilen önemli bir gerçek vardır: Evet Türkiye çoğunluğu Müslüman vatandaşlardan oluşan bir ülkedir ancak demokrasinin, özgürlüğün ve en önemlisi laikliğin temel alındığı bir cumhuriyettir.
 
Dünyada dindar insanlar olduğu gibi din ahlakını yaşamayan insanlar da vardır. Ancak bir ülkede dindar insanların da, din ahlakını yaşamayan veya farklı dinlere mensup insanların da hayat garantisi ve huzuru olmalıdır. İnsanlara bu güvenceyi en iyi veren sistem ise laikliktir.
Laiklik ilkesinin temel amacı, toplumda inanç ve ibadet özgürlüğünü tesis etmektir. Anayasada belirtildiği üzere "laiklik", Türkiye’de vatandaşların bir dini benimseme, bu dinin gereklerini yerine getirme ya da getirmeme konusunda kendi vicdanları ile başbaşa bırakmasıdır; bu da onlara özgür bir seçim yapma imkanı vermektedir. Bu ilke doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin her vatandaşı, sahip olduğu inanca göre özgürce yaşama ve ibadet etme imkanına ve güvencesine sahiptir.
1938 yılında yayımlanan Cumhuriyet Halk Partisi'nin 15. Yılı kitabında, Atatürk'ün sağlığında benimsenen 'Laiklik Prensibi', şu şekilde izah edilmiştir:
 
"Milli ve içtimai hayata ferdin dinsiz, şu veya bu itikat sistemine mensup oluşu, milli ve içtimai vazifesi bakımından ne bir kusur, ne de bir fazilet sayılamaz. Türkiye'de dinin dünya işlerinden ayrı tutulduğu, laikliğin ilan olduğu andan itibaren, hiç kimse, hiçbir ibadete icbar edilemez. Hiç kimse vicdanının ilhamı ile kabul ettiği ibadetten men olunamaz." (CHP XV. Yıl Kitabı, s. 12-13, zikreden; Ş.S. Aydemir, a.g.e., s. 454)
 
Laiklik konusunda yapılan en büyük yanlışlardan biri ise laikliğin dinsizlik olarak tanımlanmasıdır. Oysa laiklik, demokrasi, cumhuriyet kavramları İslam dininin özünde vardır ve Kuran’ın tümüne hakimdir. Çünkü İslam dini fikir ve inanç özgürlüğüne dayanır ve başka dinlere mensup kişilere, hatta inançsız olanlara bile özgürlük tanır. İslam dininin temeli olan şefkat, merhamet ve özgürlük anlayışı laiklik ve cumhuriyetin de temelidir.
 
Ancak hatırlatmam gereken önemli bir nokta var. Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik kavramları bazı kitaplarda yazıldığı gibi Eski Yunan ve Romalılardan öğrenilmiş bir yönetim biçimi değildir. Tam tersine bu eski uygarlıklar, laiklik ve demokrasiyi tahrif olmadan önceki Hristiyan ya da Musevi kaynaklarından diğer bir ifadeyle Hak dinlerden öğrenmişlerdir. Bilindiği gibi Yüce Allah tüm hak dinlerde aslında aynı emir ve yasakları bildirmiş ve Hz. İbrahim (a.s.)’dan bu yana iman edenlerin tümünü Müslümanlar olarak adlandırmıştır. Dolayısı ile tüm hak dinler içinde tahrif olmadan günümüze kadar ulaşmış olan İslam dini laikliğin de temelidir. Ayette şöyle buyrulur:
“Allah adına gerektiği gibi cehd edin (gayret edin). O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcı.” (Hac Suresi, 78)
Laik sistemde insanlar fikirlerini dürüstçe açıklarlar, dinsiz olanlar dinsiz olduğunu açıkça söyleyebilir. İşte laiklik bir kişinin dinsiz olduğunu açıkça söylemesi hürriyetidir. Bu nedenle laiklik temeli üzerine kurulan Türkiye’de inançlı insanlar da, dinsiz insanlar da, farklı dinlere mensup kişiler de, yaşadıkları ülkenin vatandaşıdırlar ve ayrım yapılmadan herkes tüm hak ve özgürlüklere sahip birinci sınıf insandır. Ayette kişilerin inanç özgürlüğü şöyle vurgulanır:
“Sizin dininiz size, benim dinim bana.” (Kafirun Suresi, 6)
Laiklik, Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler ve hatta ateistler için de bir konfordur. Her insan başkasının kişisel hak ve özgürlüklerine saygılı olmalıdır. Bu ise ancak laiklik içinde muhafaza edilebilir. Bu nedenle laiklik herkes için bir lüks ve gereksinimdir. Türkiye’ye olduğu gibi dünyaya da demokrasiyi, insan haklarını, nezaketi, estetiği, güzelliği, hürriyeti, yine İslamiyet’in özündeki laiklik sistemi getirecektir.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Geliyor | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 352 1370 | Faks : +90532 7937373 | Haber Yazılımı: CM Bilişim