• BIST 100.607
  • Altın 140,845
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,0143
  • İstanbul 31 °C
  • İzmir 37 °C
  • Ankara 29 °C
  • Muğla 37 °C

KURTULMUŞ: 'BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ZARURİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ'

KURTULMUŞ: 'BAŞKANLIK SİSTEMİNİN ZARURİ OLDUĞUNA İNANIYORUZ'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Almanya'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldiği toplantıda, "Türkiye'de yargısının nihai derece etkin hızlı çalışması için iyi dizayn edilmiş, denetim mekanizmaları iyi heyetmiş, diğer bütün d

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Almanya'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldiği toplantıda, "Türkiye'de yargısının nihai derece etkin hızlı çalışması için iyi dizayn edilmiş, denetim mekanizmaları iyi heyetmiş, diğer bütün demokratik mekanizmalarına kavuşmuş bir başkanlık sisteminin zorunlu olduğuna inanıyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, temaslarda bulunmak üzere geldiği Almanya'nın Mannheim şehrinde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Kurtulmuş, buluşma sırasında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara değinerek, "Şu anda zati Anayasanın 4.maddesinde ortaya konan cumhurbaşkanlığı yetkileri sorumsuz ama olağanüstü yüksek yetkilerle yönetilmiş bir cumhurbaşkanlığı profilini ortaya koyuyor. Bazen biz başkanlık sistemi deyince 'Diktatörlük mü istiyorsunuz diyenlere şunu çok rahat söyleyebilirim. Mevcut cumhurbaşkanı 104.maddedeki yetkilerini kullanırsa zati bu yetkiler diktatörlük yetkilerine benzer yetkilerdir. Örnek olsun diye söyleyeyim. Geçmiş dönemde de yaşandı mevcut cumhurbaşkanlığı yani o makama verilen yetki meclis içerisinde 1. partinin başkanına değil rastgele bir partinin başkanına başbakanlığı verebilir. Geçmişte yaşadık. 3. partinin başkanına sayın Mesut Yılmaz'a başbakanlık verildi. Ayrıca bırakın bir partinin başkanı olmayı tek başına bir başbakanlık görevini verebilir. Bunu da geçmişte yaşadık. Böyle bir demokrasi olmaz. Sandıkta ulus başka bir şeyi seçenek eder, cumhurbaşkanlığı makamı başka bir şeyi seçenek edemez. Aynı şekilde sayın Ahmet Necdet Sezer zamanında 2007'ye kadar, Abdullah Gül Bey'in Cumhurbaşkanı olmasına kadar meydana gelen sürede hemen hemen iktidarın geçirdiği kanunların tamamına yakını değil önemli yasalar için söylüyorum, köşkten geri döndü. 3'lü kararname gerektiren atamaların hiçbirisi doğru dürüst yapılamadı" dedi.



"BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE'NİN GELDİĞİ NOKTA İTİBARİ İLE HENÜZ DOĞRU OLANDIR"

Kurtulmuş bu atamaların vekaletle yürütüldüğüne dikkat çekerek, "Bu yürütmeyi durduran, bu yürütmeyi engelleyen, bu yürütmenin hızını kesen bir şeydir. Ayrıca sözgelimi kat sayıyı düzenleyen yasa düzenlemesinden, başörtüsüyle ilgili bir çok düzenlemeler yüksek yargı tarafından müdahale edilerek durduruldu. Yargının vazifesi rahmetli Özal zamanında çıkan Anayasa'nın geçici 17. madde ile ilgili düzenlemeyi hepimiz hatırlıyoruz. Uzun yıllar Türkiye'deki başörtü yasağının dayanağı Özal'ın çıkardığı bir yasaya, anayasa mahkemesinin yazdığı şerhin üzerine bina edildi. Yani anayasa mantığının dışında bir şekilde hareket ederek yapıldı. Dolaysıyla Türkiye'de yargısının nihai derece etkin hızlı çalışması için iyi dizayn edilmiş, denetim mekanizmaları iyi heyetmiş, diğer bütün demokratik mekanizmalarına kavuşmuş bir başkanlık sisteminin zorunlu olduğuna inanıyoruz. Ama tek başına, bu sistem olduğu gibi dursun ama başkanlık sistemini alıp değiştirelim kastettiğimiz bu değil. Henüz fazla yetki değil, henüz fazla denetlenebilir bir yürütme mekanizması ve yürütme mekanizmasının hızlandırılması için de başkanlık sisteminin oluşmasını arzu ediyoruz. Bu Türkiye'nin geldiği nokta itibari ile henüz doğru olandır. Ve Türkiye'nin önünü açacak meydana gelen husustur" açıklamasını yaptı.



"SİVİL TOPLUMU GÜÇLÜ OLMAYANIN BİR DEMOKRASİ OLMAZ"

Türkiye'de sivil toplumun güçlendirilmesine değinen Kurtulmuş, "Sivil toplumu güçlü olmayanın bir demokrasi olmaz. Sivil toplumun sadece hükümetlerin yanında yakınında durması değil sivil toplumdan beklenen yeri geldiği zaman hükümetlerin karşısında durması, eleştirmesi ve yapıcı önerileri ile hükümete yol göstermesidir. Dolayısıyla bu anlamdan da önümüzdeki dönemde ivil toplumun güçlendirilmesi önemli meselelerimizden birisi olacaktır. Ayrıca bu demokratik ortamın sağlanabilmesi için, bunları destekleyecek iki meydanda da yeni reformlara ihtiyacımız var. Bunlardan birisi Türkiye'de çok kuvvetli, çok çok ciddi çalışan bir kamu reformu meselesidir. Örnek olsun diye, sözgelimi bizim Osmanlı Ganayim sistemi. Bugün Amerikalıların da kamu yönetiminde kullandığı büyük oranda istifade ettiği bir sistemidir. Yani göreve gelen, diyelim bakan seçildi birisi, bakan göreve geldiği zaman üst yöneticileri ile beraber gelsin. Müsteşarı, müsteşar yardımcıları. Görevden giderken de hep beraber girsin. Bunun niye önemli, ve öyle oluyor ki ara ara, halen de oluyor. bir bakan arkadaşımız en yakınında çalıştıracağı müsteşarını, müsteşar yardımcısını görevden almaya kalksa mahkemeden geri dönüyor. 'Sen bu adamla çalışmak zorundasın' diyor. Ben bu adamla çalışmak zorunda değilim. Siyasi hesabı ben vereceğim. Dolayısıyla kimle bu yükü paylaşacaksam buna da ben karar vereceğim. Hatta başkanlık sistemi ile beraber Ganayim sistemini de düşündüğünüz zaman sözgelimi bakanların milletvekili olmaması gibi bir sistem de tartışılabilir. Böylece siyasi yük yasamanın üzerinde olur, partilerin üzerinde olur ama neticede teknik işleri yürütenler de bakanlar olarak yanındaki insanlar olarak bu sürecin içerisinde sorumluluk paylaşırlar" dedi.



"BERİ SAĞCILAR, SOLCULAR, DİNDARLAR, SEKÜLERLER BUNLARIN HEPSİ DEVLETİ ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞMIŞLARDIR"

Türkiye'de imtiyazların halka devri meselesine de değinen Kurtulmuş, "Kanaatimce bu kadar yıldır siyasetin içinde meydana gelen siyasetin içinde olmadığım dönemlerde de Türkiye siyasetini yakinen takip etmeye çalışan birisi olarak en önemli gördüğüm meselelerden birisi de budur. Türkiye'de imtiyazların halen çok büyük gelişmeler olmasına rağmen imtiyazlar tek merkezde toplandığı için yani ekonomik kararlar siyasi kararlar, diyelim Elazığ ile ilgili, Bingöl'le ilgili Hakkari ile ilgili, Trabzon'la ilgili, Muğla ile ilgili kararlar hala henüz büyük oranda Ankara'dan alındığı için buraların refahı, zenginleşmesi de nasıl olacağı burada kararlaştırıldığı için dolayısıyla devlet bir müddet sonra kim ele geçirirse imtiyazları da elde edeceği ve kullanacağı bir mekanizma haline geliyor. Böylece Türkiye'de devlet ele geçirilmesi gereken bir mekanizma olarak görülüyor.

Son paralel yapı tartışmasının temelindeki esas çarpıklık buradadır. Yani falanca falanca bakanlığı ele geçirirse öteki başka bakanlığı ele geçirirse öteki başka devlet mekanizmasını ele geçirirse dolayısıyla devletin merkezindeki büyün imtiyazlara sahip olacağı için bizim çocukluğumuzdan beri sağcılar, solcular, dindarlar, sekülerler bunların hepsi devleti ele geçirmeye çalışmışlardır. Devlet elde edilecek bir yer değil, devlet milletin verdiği vekaletle millete hizmet edebilecek bir mekanizmadır. Bunu mutlaka sağlanması lazım. Bu söylediğimiz ve tartışmaya açılacak başka konularla beraber gerçekleştirilmesi gerekir" açıklamasını yaptı.

Kurtulmuş, buluşma sırasında Türkiye'nin 7 Haziran'da seçime gittiğini dile getirerek, " Yurt dışı Türkler itibariyle bu seçimin önemi 2. Sefer yurt dışındaki Türk yurttaşlarımız oy kullanacak olmasıdır. Bendeniz henüz önce Avrupa'nın birçok yerini gezmiş, dolaşmış, yurttaşlarımızın sorunlarıyla yakından ilgilenmiş birisi olarak daima nereye gitsek şu soruyla karşılaşıyorduk. 'Ne zaman oy kullanacağız' Çok şükür bu gerçekleşmiş oldu. 10 Haziran 2014 seçimlerinde, ilk cumhurbaşkanlığı seçiminde, Türkiye'nin halk oyu ile seçilen ilk reisicumhurun seçiminde yurtdışındaki seçmenlerimizde oy kullanma fırsatına ulaştılar. Ancak hepimizin bilgili gibi maalesef oy kullanma oranları beklediğimiz oranda olmadı. Şimdi ikicni seçim 7 Haziran seçimleri dolayısıyla oy kullanma süreci başlayacak ve yurtdışından da oylar kullanılacak" dedi.



"OY VERME BİR AİDİYET BELİRTİSİDİR"

Türkiye'de oy verme süreci ile ilgili birçok eksikliklerin olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, "Bunlardan bir tanesi buluşma sistemi. Bunların büyük çoğunluğu giderildi. Şimdi Dışişleri Bakanlığımız, Yüksek Seçim Kurulumuz, Yurtdışı Türkler Avrupa Topluluklar başkanlığımız yurt dışındaki yurttaşlarımızın seçime katılmalarını arttırmak için ellerinden gelen çalışmaları yapıyorlar. Geçtiğimiz hafta Ankara'da bir koordinasyon toplantısı yaptık. Ayrıca Başbakanımızın başkanlığında 2.toplantıyı da yaptık. Bundan sonra yurtdışındaki Türklerle ilgili bu seçim sürecinde neler yapılabilir bunları gözden geçirdik. Yine yurtdışında yaşayanların beklentilerinin, özellikle Avrupa'da yaşayanların beklentilerinin önemli bir kısmı ile ilgili olarak da bedelli askerlikten, pasaport harçlarından bir çok konudaki çalışmaları tamamladık. Bu konularla ilgili açıklamaları da önümüzdeki hafta sayın başbakanımızla Avrupa buradaki konularla ilgili açıklamaları yapacak. Şimdi bu seçim yurtdışında bulunan yurttaşlarımızın büyük bir kısmı Türkiye'ye gelmeyecekler, buralılar. Hele 3.nesil buralı. Bu oy verme arzusunu ifade ederken insanlarımız aslında şunu söylüyordu. Bu oy verme bir aidiyet belirtisidir. Türkiye ile meydana gelen bağların ifade edilmesidir. Şimdi bu aidiyet hissinin çok henüz ileri olması, çok henüz yüksek düzeylerde katılımın sağlanması için siz derneklerimizin, vakıflarımızın sivil toplum kuruluşlarının da Türkiye'nin resmi kuruluşlarının yapmış olduğu bu çalışmalara katkı sunmanızı istirham ediyoruz. Çevrenizdeki insanları kime oy verirse versin, ne şekilde oy verirse versin ama neticede insanların Türkiye'deki seçime katılmalarını arttırmanız temennimizdir. Bu Türkiye'nin gücünü arttıracaktır. Türkiye'nin yurtdışındaki, Avrupa'daki, Almanya'daki, Avrupa'daki Belçika'daki diasporasının gücünü arttıracaktır. Dolayısıyla bu seçimlere katılımı hep beraber önemsememiz gerekir diye dile getirmek istiyorum" açıklamasını yaptı.



"TÜRK TOPLUMUNUN DURUMU DA GEÇMİŞE GÖRE DÜZELİYOR"

Yurtdışı ile ilgili olarak çok çeşitli çalışmalar yapıldığını söyleyen Kurtulmuş, "Avrupa ile ilgili olarak Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Vakfı olarak çeşitli faaliyetleri var bu faaliyetlere özellikle gençlerimizin temin edilmesi itibariyle da sizlerin desteklerine ihtiyacımız var. Bunlardan birisi Gençlik Köprüleri Çalışmalarıdır buradaki çocuklarımızın yazın Türkiye'ye getirilmesi, Türkiye'deki tarihi yerleri turistik yerleri gezmeleri, Türkiye'de ciddi şekilde bir çok yerin farkına varmaları. Kendi tarihlerini, kendi kültürlerini anlamaları noktasında bu Gençlik Köprüleri Programını önemsiyoruz. Yine yurtdışında, burada yerleşmiş meydana gelen insanların çocukları için Yüksek Lisans, Doktora ve Doktora üstü çalışmalar itibariyle belli alanlarda hemen hemen isteyen herkese bu bursları verme ile ilgili olarak Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Vakfı Başkanlığı önemli çalışmalar yapıyor. Yunus Emre Enstitüsü üzerinden Türk dilinin geliştirilmesi, Türk kültürünün geliştirilmesi açısından ciddi çalışmalar yapılıyor. DİTİB üzerinden buradaki, Avrupa'daki yurttaşlarımızın dini hizmetleri ile ilgili ciddi katkılar sunulmaya gayret ediliyor. Almanya'da bu bölgede pek yok ama bir takım Avrupa ülkelerinde, özellikle Balkan ülkelerinde TİKA üzerinden Türk İşbirliği ve Koordinasyon ajansı üzerinden hem kalkınma yardımları hem oradaki Osmanlı'ya ait eserlerin ihya edilmesi hem kimi projelerle o bölgenin kalkındırılması için elimizden gelen desteği ortaya koymaya çalışıyoruz" dedi.

Eskisi ile kıyaslandığında yurtdışındaki Türklerle ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurum ve kuruluşları çok henüz aktif odluğunu sözlerine ekleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

"Her gün biraz henüz ileriye zamanla çalışmalar yapmaya gayret ediyor. Tabi her şeyin mükemmel yapıldığını söylemiyoruz. Henüz yapılacak çok işimiz var yurtdışında olağanüstü geniş bir Türk toplumu var. Türk toplumunun durumu da geçmişe göre düzeliyor. Sizler içindesiniz benden çok henüz iyi biliyorsunuz. Bizim Türkiye'nin kurum ve kuruluşları ile irtibatlı olarak bu çalışmaları henüz ileriye götürmemiz, sizin yapacağınız çalışmalardan birisi buradaki sivil toplumun kabiliyetlerini, becerilerini arttırabilmek noktasında kimi destekler vermektir. Ayrıca hukuk alanında genç hukukçular eğitimini Türkiye'de veriyoruz. Buradaki insanlarımızın hukuki danışmanlıklarını sağlayacak meydana gelen kurum ve kuruluşlara destekler vermeye çalışıyoruz. Velhasıl buradaki Türk nüfusunun iyileştirilmesi ile ilgili her türlü işbirliğine sizlerle beraber hazır olduğumuzu dile getirmek isterim"

(İHA)

 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Haber Geliyor | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 212 352 1370 | Faks : +90532 7937373 | Haber Yazılımı: CM Bilişim